Kekemelik Heyecandan mı Olur? Kekemelik Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

7 Eylül 2026
“Heyecanlandığı için kekeliyor.”
“Biraz yavaş konuşsa geçer.”
“Takıldığında kelimeyi tamamlayalım.”
Kekemelik hakkında günlük hayatta buna benzer pek çok yorum duyuyoruz. Oysa kekemelik, yalnızca heyecan veya stres nedeniyle ortaya çıkan bir konuşma güçlüğü değildir. Heyecan, stres, zaman baskısı ve iletişim ortamı kekemeliğin bazı dönemlerde artmasına neden olabilir; ancak bunlar kekemeliğin tek nedeni değildir.
Peki doğru bilinen yanlışlar neler?
“Kekemelik sadece heyecanlanınca olur.”
Kekemeliği olan bir kişi bazı ortamlarda daha akıcı, bazı ortamlarda ise daha fazla takılarak konuşabilir. Bu değişkenlik oldukça doğaldır. Bu nedenle “Sakin olduğunda kekelemiyor, demek ki heyecandan.” şeklinde düşünmek doğru değildir.
“Yavaş konuşursa kekemeliği geçer.”
Konuşma hızını azaltmak bazı kişiler için konuşmayı kolaylaştırabilir ancak kekemeliğin çözümü yalnızca yavaş konuşmak değildir. Sürekli “Yavaş konuş, acele etme.” demek kişinin konuşmasını daha fazla kontrol etmesine ve konuşma üzerinde baskı hissetmesine neden olabilir.
“Takıldığında cümlesini tamamlayalım.”
Kişinin ne söyleyeceğini tahmin edip cümlesini tamamlamak iyi niyetli bir yardım gibi görünse de ona konuşmasını tamamlaması için gereken zamanı vermemek anlamına gelebilir. Sözünü kesmeden, sabırla dinlemek çok daha destekleyicidir.
“Takıldığında tekrar söylemesini istemeliyiz.”
Kekemelik bir telaffuz hatası değildir. Bu nedenle “Baştan söyle.”, “Tekrar et.” veya “Doğru söyle.” gibi yönlendirmeler her zaman yardımcı olmaz. Özellikle çocuklarda bu tür müdahaleler konuşma üzerindeki baskıyı artırabilir.
“Nasıl olsa büyüyünce geçer.”
Çocukluk dönemindeki bazı kekemelikler zamanla azalabilir. Ancak her çocuk için “Bekleyelim, nasıl olsa geçer.” demek doğru değildir. Kekemeliğin süresi, sıklığı, çocuğun konuşmaya karşı tutumu ve iletişimden kaçınıp kaçınmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Peki ne yapmalıyız?
Kekemeliği olan bir çocuk veya yetişkin konuşurken en önemli şeylerden biri ona konuşması için zaman tanımaktır. Sözünü tamamlamadan dinlemek, göz temasını doğal biçimde sürdürmek, “rahat ol” veya “yavaş konuş” gibi sürekli önerilerde bulunmamak ve kişinin takılmasına değil, anlatmak istediği mesaja odaklanmak destekleyici bir iletişim ortamı oluşturur. Kekemelik kişinin iletişim kurma isteğini etkiliyor, konuşmaktan kaçınmasına neden oluyor veya giderek daha fazla kaygı yaşamasına yol açıyorsa bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almak faydalı olabilir.
Unutmayalım; kekemeliği olan kişinin ihtiyacı her zaman daha akıcı konuşması için uyarılmak değil, kendini ifade edebilmesi için alan bulmaktır.